Kim Takar Salatalık Kralı?

“ ‘İnsan herkesi sevemez ki’ dedim. ‘ Hele kalleşleri hiç sevmemek gerek!’ Ama bu konuda haklı olup olmadığımdan pek emin değilim.” Diyor Wolfgang Hogelmann. Düşünce kalıplarına iyi bir örnek aslında, kötü birini sevemez mi insan? Bu onu da kötü mü yapar? Yoksa kötü birini sevmek insanı daha iyi biri mi yapar?

“ Kim Takar Salatalık Kralı?” Cristine Nöstlinger’ in şahane kitaplarından biri, onunla “Konrad ya da Konserve Kutusundan Çıkan Çocuk” kitabıyla tanışmıştım. Bu okuduğum ikinci kitabı, bir de “Alev Saçlı Çocuk “ var ki, “farklı olma” ve “akran zorbalığı“ kavramlarını incelikle işlediği ödüllü bir kitabı o da.

“Kim Takar Salatalık Kralı” na gelince “yardımlaşma” kavramına çok farklı açılardan ele almış, başka bir çok konu da var elbette hikayede, “aile” , “birey olma”, “aile içi ilişkiler” , “Öğretmen”, “Kardeşlik”, “Korku ve Cesaret” , “Önyargılar”, “Tüketim Alışkanlıkları”  daha bir dolu kavramdan konuşabiliriz bu kitapta. Hele ki “Darbe” ve “Devrim” e ilişkin yaptığı tanımlar, fikir ayrılıklarını çocukların da rahatlıkla anlayabileceği, üstelik eğlenceli bir dille ifade etmiş.

Ayrıca önemsediğim  bir paragrafta da  şöyle diyor Nöstlinger “ Martina, aynı şeyleri kendisinin de yaşadığını anlatmıştı. Babamın, çocukların da normal insanlar olup, kendilerine ait düşünceler geliştirmelerini ve özgür olmak istemelerini bir türlü anlamadığını söylüyor. Babam bunları bir türlü kabullenemiyormuş. Nedenini Martina da bilmiyor.” (Nöstlinger)  

Hikaye, kavramları ele alış biçimiyle dikkat çekici gerçekten, benim ele almak istediğim kavram “ yardımlaşma” oldu bu hikayede.

Yardımlaşma kavramına bakmadan önce kısaca öyküden bahsedeyim, ama zaten mutlaka kitabı alıp okursunuz.

Hikayenin kahramanları Hogelmann Ailesi, Nöstlinger’ in hikayelerinde gördüğümüz orta halli ailelerden, Nöstlinger aile  yaşamını, olağanüstü karakterler ve olağan olaylarla anlatıyor. Konrad ‘da olduğu gibi ve bir antiterbiyeci olarak okulu eleştirmekten de geri durmuyor.

Hogelmann’lar, Büyükbaba, baba, anne ve 3 kardeşten oluşan 6 kişilik bir aile. Bir paskalya sabahı, salatalık, kabak benzeri, ayak tırnakları kırmızı boyalı, dantel eldivenli ve değerli taşlarla süslenmiş tacı ile  İkinci Kral Kumi-Ori’nin mutfakta ortaya çıkmasıyla başlıyor hikaye ve bu ortaya çıkışla birlikte ailede fikir ayrılıkları da başlıyor. Aslında  üstü örtülmüş fikir ayrılıkları gün yüzüne çıkıyor demek daha doğru olur.

Kral Kumi Ori’nin halkı isyan başlatıyor, elbette isyanın suçlusu kötü bir kiler hizmetkarı. Kral ve dalkavukları kaçmak zorunda kalıyorlar ve Kral Kumi Ori’de Hogelmann’ların mutfağına gelip onlardan sığınma talebinde bulunuyor. Tüm karşı çıkışlara rağmen Kral Kumi Ori eve kabul ediliyor ve Hogelmann’larla birlikte yaşamaya başlıyor.

Hikayede öne çıkan kavram “yardımlaşma”, önce Baba Hogelmann Salatalık-kabak kralı Kumi-Ori’ye yardım etmeye karar veriyor. Evin en küçüğü Niki,( ki ona ağabeyi Wolfgang Nik der.) şöyle diyor. “ Babam onu koruyacak ve yeniden kral olması için yardım edecek” (Nöstlinger) . Aile bireyleri, Niki ve Baba Hodermann hariç hiç hoşlanmamışlardı Kral Kumi Ori ‘den. Kral Kumi Ori, büyükbabaya elini öptürmek, Wolfgang’a da ayak tırnaklarını boyatmak istemişti. Üstelik ailenin küçük sırlarının kanıtlarını  onlara karşı kullanmak üzere gizlice aşırmış ve  bir kutuda saklamıştı. Baba Holdermann ise gönüllü olarak Kral Kumi Ori’nin hizmetine girmiş ve ona yeniden kral olması için yardım etmeye karar vermişti. “Çünkü ben iyi bir insanım “ demişti karısına.

Sizce Baba Hogelmann, Kral Kumi Ori ‘ye neden yardım etmeye karar vermişti?  Bay Hogelmann iyi bir insan mıdır? Birine yardım etmek bizi iyi bir insan yapar mı? Krallığını geri alması için Kumi Ori’ye yardım etmeli mi, etmemeli mi? Siz olsaydınız ne yapardınız?  

Orta halli ailenin orta halli günleri geçip gidiyor ve ortanca kardeş Wolfgang, kilerlerinde yaşayan Kumi Ori halkıyla tanışıyor. Kumi Ori halkını öyle güzel betimlemiş ki Nöstlinger, çalışmak ve çalışan insanların elleri üzerine insanı ister istemez düşünmeye sevk ediyor. “Hepsi de tıpkı Kumi Ori Kralı’na benziyordu, ama hiçbiri salatalık-kabak renginde değildi. Hepsi de patates gibi kahverengimsi griydi. (…) Elleri de bizim Hıyaristanlı’nın dantel eldivenli elleri gibi minicik değildi. Başlarına oranla elleri bayağı büyüktü. Kapkalın parmaklarıyla, tıpkı kahverengimsi gri birer pençe gibiydiler.” (Nöstlinger)

“Yardımlaşma” kavramı  hikayenin bu bölümünde yeniden karşımıza çıkıyor. Bu defa Wolfgang Kumi Ori halkına yardım etmeye karar veriyor. “Çünkü onların Kumi Ori’li çocuklar için bir okul, bir spor sahası ve bir belediye binası inşa etmeleri gerekiyormuş. Kiler patatesi tarlalarını da bellemeleri gerekiyormuş.” (Nöstlinger) Çünkü Kumi Ori Kralı onların kendileri için bu binaları yapmalarına izin vermiyormuş ve sadece Kral’ın sarayı için çalışmaları gerekiyormuş, bir de yalnızca karınlarını doyuracak kadar patates ekmelerine izin varmış.

Burada tekrar soruyoruz. Sizce Wolfgang Kumi Ori halkına yardım etmeli mi, etmemeli mi? Neden? Siz olsanız yardım eder miydiniz? Baba Hogelmann ile oğul Hogelmann ‘ın yardım etme çabaları arasında fark var mı? Nasıl bir fark var?

Wolfgang kardeşi Niki’nin kum oyuncaklarını Kumi Orilere götürüyor ve Kumi Oriler buna çok seviniyor. Bunun üzerine Wolfgang daha fazla kum oyuncağı toplamaya karar veriyor ve inandırıcı olsun diye arkadaşlarına bu oyuncakları yoksul zenci çocuklar için topladığını açıklıyor.  Arkadaşı Titus Schestak, kızkardeşinin tam onaltı tane kum oyuncağını veriyor Wolfgang ‘a ve Nöstlinger “Tüketim Budalalığının” ve Ebeveynlerin sinirlerini bozmamak için çocukların bu tür davranışlarını beslediklerinin de altını çiziyor. Wolfgang elleri kum oyuncakları dolu poşetlerle eve dönerken, yolda yaşlı bir kadınla karşılaşıyor, üçüncü “yardımlaşma” kavramı da burada karşımıza çıkıyor. Tüm apartman zavallı zenci çocuklar için seferber oluyor ve Wolfgang artık binadan çıkarken, elinde bir oyuncak ayı, gözleri olmayan üç bebek, kolu olmayan bir bebek, tekerlekleri olmayan bir tren, tek bacağı ile ayakkabı temizlemede kullanılmış gri bir pijama, zarı olmayan bir kızmabirader oyunu, bir paket süt tozu, resimli bir küçük zenci kitabı ve bir çift eski terlikle dolu eski poşetlerle zar zor taşıyor

Burada aklıma şu sorular takılıyor;  Wolfgang Kumi Ori ‘lere lazım olan kum oyuncaklarını toplarken bu yardımsever insanlar neden başka şeyler vermişlerdi Wolfgang’a? Wolfgang bu yardımları kabul etmeli mi, etmemeli mi?

Buraya kadar yardımlaşmanın, yardım etmenin 3 farklı türünü gördük. Peki o zaman İnsanlar neden başkalarına yardım eder? yardımlaşma nedir?